Seyfi Cengiz'e Yanıtım


[ DERSİM 38 ]


Geschrieben von Saycan am 20. Mai 2008 23:10:59:

Als Antwort auf: Yazıldı bile geschrieben von Seyfi Cengiz am 20. Mai 2008 17:52:35:

Sayın Cengiz,
Sitenizi, sıklıkla ziyaret etmeme rağmen, daha çok Munzur Dergisi’nde çıkan incelemeleri aktarma amacıyla yazıyordum. Sitede, katılmadığım ve tartışmaya açık çok sayıda görüş ve yazı olmasına rağmen, mümkün olduğunca karşılık bir şey yazmadım bu güne kadar. Size karşı da ilk defa bir eleştiri yazdım. Sizin, “Zazacılık” konusundaki, yani “Dersim/Kırmanciye” tanımlaması konusundaki, özellikle geçen haftalarda yazmış olduğunuz fikirlerinize katılmakla beraber, kati suretle katılmadığım temel görüşleriniz de mevcuttur. Bunların başında ise, Dersim 1937–1938 vakası ve Anadolu’daki “Türk Milli Mücadelesi” ne bakış açısı gelmektedir. Kürt milliyetçiliği ise, kıyısından geçmeyeceğim bir fikir/akımdır. Beni Kürt milliyetçiliğiyle bağdaştırmanızı, tanımamanıza bağlıyor ve hoş görüyorum.

Fakat burada, söz konusu olan, bu fikir ayrılıklarımız olmadığı için, bunlara değinmeyeceğim.

Eleştirilerinize gelince;

Mehmet Altan ve Ahmet Altan kardeşler, en son referans alacağım kişilerdir. Kendileri de Kemalizm düşmanıdırlar. Benden daha iyi bilirsiniz sanırım.

Dersim hareketi kronolojisini, askerin hangi tarihte Kırmızı Dağ’a, hangi tarihte falanca tepeye çıktığını bilmekle elbette mümkündür ve bu bilgiler her yerde mevcuttur. Ama ben yazınızı okur okumaz hemen cevap yazdığım için, dönüp kaynaklara bakmadım. O nedenle de “(gerçi incelemedim, sizin dediğinize göre)” ibaresini kullandım. Tüm tarihleri gün olarak kafamda tutmam gerekiyorsa, ezberlerim de, sorun değil. Ama tarihleri bilmekten ziyade, yorumlamanın daha verimli olduğu kanısındayım.

“Türk Resmi Tarihçileri” fikri, bana ait olmadığı için tırnak içinde verdim. Ben, Türk tarihçilerini “Resmi tarihçi” diye elinin tersiyle iten biri değilim. Çok değer verdiğim, tarafsız Türk Tarihçileri de mevcuttur. Bu ifadeden kastım şudur; siz bir yandan “resmi tarihçiler, sahte tarihçiler v.s.” gibi tanımlamalarla, Türk tarihçilerini reddederken, diğer yandan kendiniz, “gerçeküstü bir Dersim tarihi” yaratma çabasına girerseniz, o eleştirdiğiniz tarihçilerden farkınız kalmaz.

19 Mayıs kutlamalarıyla ilgili, birkaç belge aşağıya aldım. Yorumsuz olarak aktarıyorum. Yayınlarsanız, sevinirim. İyi çalışmalar dilerim

1-“Bir gün Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak Atatürk'e bir evrak getirdi. Belge, İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği'nden geliyordu. Bir ansiklopedide yer alacak biyografisi için Cumhurbaşkanı Atatürk'ün tam doğum tarihinin bildirilmesi rica ediliyordu.

Özel Kalem Müdürü Soyak'a döndü, "Bu bir 19 Mayıs günü neden olmasın" dedi. Yani ulusal kurtuluş savaşının miladı olan tarih. İlginçtir, Atatürk'ün doğum tarihinin yazıldığı resmi evrak İngiliz büyükelçiliğine 10 Kasım 1936 tarihinde gönderildi. Yani Atatürk'ün ölümünden tam iki yıl önce: "Reisi Cumhur Atatürk 19 Mayıs 1881 tarihinde doğmuştur."
KAYNAK: Soner YALÇIN 18 Mayıs 2008

2-“Samsunlular, ya 19 Mayıs’ın resmî bayram günü olarak yasayla onaylanmasını beklediklerinden, ya da bugünün unutulmasına gönülleri razı olmadığından, 1926’da 19 Mayıs’ı “Gazi Günü” ilân ederek kutlama törenleri düzenlediler. Bundan sonra 19 Mayıs, programlı törenlerle her sene kutlanmaya devam etti. 1927 yılı kutlamaları münasebetiyle vilâyet gazetesinde yer alan bir yazıda deniliyordu ki: “Samsunlular, tarihin kendilerine bahşettiği bu şerefli fırsatı fevtetmeyerek vak’ayı geçen sene tesbit ve memleket (yani Samsun) hesabına bir bayram olarak kabul eylediler. Bu bayram iki senedir büyük tezahüratla tes’id olunuyor. Bundan sonra da devren alâ devr tes’id olunacağına şüphe edilemez. Fakat gönül pek arzu ederdi ki istiklâl ve inkılâp tarihinde pek mühim olan bugün, umum vatan için tebcil ve tes’id olunsun. Bu gün de inkılâp ve ihtilâlin başlangıcı olmak hasebiyle sair bayramlar arasına girsin”13. Bu yazıdan anlaşılacağı üzere Samsunlular, 19 Mayıs’ın diğer dört millî bayramımız gibi bir yasayla resmî bayram ilân edilmesini bekliyorlardı.

1927 ve 1928 yıllarında icra edilen 19 Mayıs’ı kutlama törenlerinden sözedelim. Çünkü bu törenler, günümüze kadar süregelen Samsun’daki 19 Mayıs törenlerinin esasını teşkil etmektedir. 1927’de Vilâyetçe hazırlanan kutlama programı önce Samsun gazetesinde yayınlanmış14, daha sonra el ilânları şeklinde halka dağıtılmış ve şehrin belirli yerlerine asılmıştır15. Bu program gereğince, törenlere fabrika ve demiryolu kuruluşlarının düdüklerini çalmasıyla başlanmış, parktaki töreni müteakip Gazievi’nin önüne gelinmiş ve orada günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapılmıştır.

1927 yılı 19 Mayıs kutlamalarının bir diğer yönü de parkta halk tarafından yaptırılacak olan Gazi heykelinin temelinin atılması ve İş Bankası Samsun şubesinin açılmasıydı.
İş Bankası Samsun şubesinin açılışında bulunmak üzere Ticaret Vekili Rahmi Bey Ankara’dan, İş Bankası Genel Müdürü Celâl Bey de İstanbul’dan gelip törenlere katılmışlardı

Atatürk, bugüne çok değer vermiş, Büyük Nutku’nu 19 Mayıs’la başlatmış(1927)”. KAYNAK: Prof. Dr. Dursun Ali Akbulut ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 33, Cilt: XI, Kasım 1995

3-“19 mayısta kutlanacak genel bir bayrama dair ilk işa¬ret 1935'te Beşiktaş Jimnastik Kulübünün Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri ile yaptığı bir toplantıda "Mayıs ayı içinde bir günün Atatürk Spor Günü olarak kutlanması" önerisi ile verilmiş¬ti.

1936'daki kutlamalar ise nedense "Jimnastik Bayramı" adı altında, ancak 19 Mayıs'ta yapıldı.

18 Mayıs 1937 tarihli Cumhuriyet'te "Atatürk'ün Samsun'a Ayak Bastığı Gün: Yeni Bir Tarih Doğuracak Milli Bir Şafağın Temelini Kurdu" başlıklı haber çıktı.”
KAYNAK: Ayşe Hür, 19 Mayıs 2008, Taraf gazetesi







Antworten:


[ DERSİM 38 ]