Doğru Olan Nedir?


DERSİM 38

Geschrieben von Mehmet Tüzün am 07. Mai 2008 08:06:55:

Zaman zaman kendime, kendimize ilişkin durum değerlendirmesi yaparım.
***
Durum hiç de iç açıcı değil…

Kendimize, kendimizin olana sahip çıkmıyoruz. Kendimizin olanı ve gene kendi adımıza yürütemiyoruz. Tersine engelli…
Ve bu hususlarda hep sıkıntılıyız.

Bizim olanların yok olmakta, biz de beraber.
Olsun sahip çıkacak başka şeyler buluruz. O da bizim olmuş olur.
-*-*

Kültürel değerlerimizi yaşatmak,
birbirimizle daha iyi haberleşmek,
iletişim kurmak için
büyük heveslerle kendimiz ve yörelerimiz için,
köylerimiz ve derneklerimiz adına internet siteleri oluşturduk, birbiri ardına...

Bu internet sitelerine birileri;
Paralarını verdiler
Zamanlarını verdiler
Göz nuru verdiler
Emeklerini verdiler
Bu internet sitelerini devam ettirdiler.


Kendilerine ve kendi çevrelerindeki insanlara imkanlar sundular. Kapılarını açık tuttular.
Bizim insanlar; dayanışma ve yardımlaşmada çok iyi örnekler sergiliyorlar. Çağdaş fikirlidirler. Yeniliklere açıktırlar. Uyumludurlar.
Bütün bunlar ne zaman oluyor?

Köylülerimiz kendi sitelerinden habersizler.
Bir avuç insan sadece…
Komşu köy sitesinden habersiz, bir avuç insan sadece…
Yakın köylerin sitelerinden habersizler. Bir avuç insan…
Çevremizin, ilçemizin, ilimizin internet sitelerinden bihaberler.
Sadece bir avuç insan…

Öylesine kendilerine yabancılaşmışlar ki, kendileri için bir şeyleri yok...

Oysa, başkalarının din kavgaları
Başkalarının siyaset kavgaları
Başkalarının ideoloji kavgaları
Başkalarının başarıları ve de
Başkalarının top kavgaları o kadar cazip ki, bizim insanlarımız için…
-*-*

Başkalarının fıkraları var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının şiirleri var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının hikayeleri var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının söylevleri var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının ideolojileri var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının fikirleri var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının inançları var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının tarihleri var ya, daha ne isteriz!
Başkalarının dilleri var ya, daha ne isteriz!
*-*-*

Başkaları yaşıyor ya, daha ne isteriz, demek gerekiyor.
Neden kendimize ayıracak zamanımız yok???
Oysa internet olanaklarını tanıdığımda ne de çok sevinmiştim.
-*-

Artık çok daha kolay, çok daha iyi haberleşebilecektik.
Birbirimizle iletişim kuracaktık.
Fıkralarımızı okuyacaktık, kendimizin…
Şiirlerimizi okuyacaktık, kendimizin…
Hikayelerimizi okuyacaktık, kendimizin…
Tarihimizi okuyacaktık, kendimizin…
Haberlerimizi okuyacaktık, kendimizin…
Sohbetlerimizi okuyacaktık, kendimizin…
Makalelerimizi okuyacaktık, kendimizin…
Dualarımızı okuyacaktık, kendimizin…
Kendimizi okuyacaktık, kendimizin…
Dostumuzu, eşimizi okuyacaktık, kendimizin…
*-*-
Ama yapmıyoruz, yapamıyoruz.

Önümüze başkaları düşse ya!...
Kendimiz için çalışırken...
Kendimizi okur, bilir, izler, anlar ve algılarken…
Ama kimseler yapmıyor, bizim olanı, bizim için olanı…
-*-
Sadece cenaze ve düğünlerde var olmak yetmiyor.
Yakında belli bir nesil aradan çekilince ya???
*-*

İletişim ve haberleşme olmadığında; toplumsal olarak, kültürel olarak, tarihsel olarak, siyasal olarak, ekonomik olarak da var olunmaz.
Var olmanın olmazsa olmazı “haberleşme ve iletişim” dir.
*-*
Var olmak için imkanların olması yetmiyor.
O imkanların kullanılması da gerekir. Hem de kendiniz, kendinizi ilgilendiren her şey adına...

Başkaları yönlendirmeden, başkaları yürütmeden, başkaları gütmeden var olabilmektir, aslolan…
Yani, başımızda birileri olmadan…

İlericilik, çağdaşlık, devrimcilik, insancıllık, yenilikçilik budur…
Bütün bu değerlerimiz, sadece kendimiz için de var olunca...
Birileri, yani başka birileri yönlendirmeden, bunlar olunca…
***
Haydi, hemen şimdi, kendi köyümüz sitesine…
Haydi, hemen şimdi, komşu köy sitesine…
Haydi, hemen şimdi, yakın köyler sitelerine…
Haydi, hemen şimdi, ilçemiz sitesine…
Haydi, hemen şimdi, komşu ilçeler sitelerine…
Haydi, hemen şimdi, en yakın olandan başlayalım…
-*-*
İlgilenelim, ilgimizi paylaşalım, bilinsin diye...
Neşelenelim, neşemizi paylaşalım, artsın diye…
Kaygılanalım, kaygılarımızı paylaşalım, giderilsin diye…
Üzülelim, üzüntülerimizi paylaşalım, azalsın diye…
Sevinelim, sevgimizi paylaşalım, artsın diye…
Bilelim, bilgimizi paylaşalım, bilgimiz artsın diye…

Söyleyelim, sözlerimizi paylaşalım, söyleyecek sözlerimiz olsun diye…

Mehmet Tüzün
07.05.2008







Antworten:


DERSİM 38