Laçin Aşireti Üzerine (bazı eklerle birlikte yeniden)


DERSİM 38

Geschrieben von Seyfi Cengiz am 03. Mai 2008 00:41:38:

"Laçık" mahlaslı katılımcıya,
"Şah Hasan ve Seydan Grubu"nu işlediğim kısımda Laçin aşiretini Şeyh Hasan aşiretleri arasında saymış ve özetle aşağıdaki bilgileri vermiştim:

LAÇİN

Yerleri
1930’larda Hozat ile Ovacık arasında, Balıkan Nahiyesi’nin 5-10 köyünde yaşarlardı.

Kabileleri
Jandarma Umum Kumandanlığı'nın "Dersim" başlıklı raporunda Laçin aşiretinin iki kabilesi sayılır:
Kakmiler
Kotular

Büyükleri
Kakperli Yusuf: Aşiretin reisidir. JUK raporunda Kakim oğlu Yusuf, “Lahika” olarak bilinen sürgün listesinde Hakim oğlu Yusuf (Topal Yusuf) olarak geçer.
“Mikisorlu Rıza, Haydar ve Hasan”: JUK raporunda “Mogomorlu/Mogomutlu Rıza, Haydar ve Hasan”.
JUK raporunda verilen ek bilgiler:
İbrahim oğlu Hüseyin (Lahika’da İbrahim Hüseyin Havlo)
Halo Ağa
Uluğ, İksor adını İkisor diye yazar. Burda ise Mikisor adında bir yerden sözeder. Kimsor yer ve aşiret adının ilk kısmını tersinden okumuş gibi görünür. Onun Mikisor dediği yer JUK raporunda Mogomor, bu raporun eki olan Lahika’da ise Mogomut olarak geçer.

Bu bilgilere birkaç şey daha ilave edebilirim:
Şeyh Hasanlar adı, daha önce işaret ettiğim gibi, geniş anlamda Seydan grubunu da içerir.
Hatta arşiv kayıtlarından görüleceği gibi uzunca bir dönem "Dersimliler" adının yerini tutar.
Ama dar anlamda Şeyh Hasananlılar dendiğinde Dersim sözlü geleneğinde ilk akla gelenler Abbas, Ferhat, Karabal ve Kırğan aşiretleridir.
Kaynaklar Laçin aşiretini daha çok Şeyh Hasan, ama bazen de Seydan grubu aşiretleri arasında sayarlar.
Bütün verileri birleştirdiğimde, özellikle Naşit Uluğ'un "Derebeyi ve Dersim" adlı kitabında verdiği bilgilerden hareketle, Laçinler'in başlangıçta ayrı ve müstakil eski bir aşiret olduğunu sanıyorum.
Dersim'in ünlü Laç Deresi bu aşiretin adını taşımaktadır.
Ama zamanla başka aşiretlerle karışmış, müstakil varlığını kaybederek bağımlı hale gelmiş, varlığını başka aşiretlerin bir kabilesine dönüşerek sürdürmüştür.
Onun içindir ki kaynaklarda Laçinler'in adına daha çok Ferhat ve Maksut aşiretlerinin bir kabilesi olarak rastlarız.
Bunlardan Ferhatlar Şeyh Hasan, Maksutlar ise Seydan grubundadır.
Kısacası Laçin, hem Şeyh Hasan, hem de Seydan grubunda rastlanan bir addır.
Aşiretsizleşme süreçlerini, karışmaları ve kopmaları hesaba katmak zorundayız.
Sözgelimi Seydan grubundan Maksut aşiretinin hem Ferhat, hem de Laçin adında kabileleri vardır.
Bazı aşiretler hem müstakil birer varlık, hem de bir başka aşiretin kabilesi olarak görünebiliyor.
Bir Dersim geleneğine göre Şeyh Hasan ve Seydan aşiretleri Malatya yöresinden Bağin ve Düzgün Baba çevresindeki Khalmem havalisine, buradan da Tuzik Baba dağına göçetmişlerdir.
Khalmem havalisinden daha içerilere doğru bir yayılma olduğu doğrudur.
Şeyh Hasan ve Seydan grubu Tüzik Baba çevresinde uzun bir göçebe tarih yaşamış ve daha da karışmıştır.
Tek tek aşiretlerin gelenekleri incelendiğinde bu aşiretlerin bir bölümünün daha sonra Tüzik Baba yöresinden ova kesimlere doğru göçtüğü ve zamanla buralarda yerleşikliğe yöneldiği gözlenebilir.
Dersim'in etnik bileşimi bakımından homojen değil, ama bir sentez olduğunu, Dersim hamurunun Türkmen, Kürt, Ermeni, Asur, Part ve başka kökenlerden öğeler içerdiğini pek çok kez açıkladım.
Dersim sentezinin önemli bileşenlerinden biri, kendisini Laç, Laçin, Tat, Dımli, Goran, Gil, Zaza gibi adlar altında açığa vuran öğedir.
Dımli adı Deylem'le; Laç, Laçin ve Tat adları ise Minorsky'nin çalışmalarına göre, Gilan'daki Lahican'la ilişkilidir.
Laçinler'in de, Tatlar'ın da orijinal vatanı Lahican'dır.
Tat ve Tacik adları etnik Türk'e karşı Türk-olmayan unsurları, başka deyişle Türk'e karşı genelde İranileri ifade etmişlerdir.
Laçin adı muhtelif şekiller altında hayli eski devirlerden beri, örneğin Sasaniler çağından itibaren Kafkasya'da ve başka bölgelerde de görünür.
Minorsky, tüm bu şekilleri Gilan'daki Lahican'dan gelen göçler veya oradan getirilen kolonilerle ilişkilendirir.
Sanırım bu açıklama sizi tatmin eder.
Yeri gelmişken Kırmancki dilinin lehçe veya ağızları arasındaki farklılıkların kökenine dair bir düşüncemi de açıklamak isterim.
Bu farklılıkların kökeni Laç, Laçin, Dımli, Tat, Goran, Gil, Zaza gibi farklı kimlik veya alt-kimliklerden anlaşılabilir.
Birincisi; Dımılki, Hawramani (Goran dili) ve Gilaki zaten orijinal yurtlarında da belirli farklılıklar taşımışlardır.
İkincisi; bu adları taşıyan topluluklar gelenekleri onları uzak geçmişte bir ve aynı coğrafya ile ilişkilendirse de, Dersim ve çevresine bir seferde, hep birlikte, aynı yerden hareketle değil, farklı göç dalgalarında, farklı yerlerden ve güzergahlardan gelmişlerdir.
Geldikleri yerde hep birlikte bir merkezileşme/devletleşme süreci yaşamadıkları için diyalekt farklarının yanısıra, kimlik ve inanç alanındaki farklılıklarını da bir dereceye kadar korumuşlardır.
Ek olarak farklı aşiret federasyonları içinde bulundukları sıralardaki karışmaları dikkate almak gerekir.
Örneğin, Safevi devletinin kuruluşuna katılan Beğ Dili'lerin Kanuni döneminde kırk kadar obadan oluştuğu söylenir ve bunlar arasında Bozkoyunlu, Büyük Karacalı, Küçük Karacalı, Kuzucaklı, Taş Baş, Dimlekli, Tatalı, Ulaşlı ve Kürtler gibi obalar sayılır.







Antworten:


DERSİM 38